28 Nisan 2012 Cumartesi

The Avengers'dan önce...

Geçen yılın sonlarında X-Men First Class'ın yayınlanmasıyla beraber çizgi romanlar, süper kahramanlar ve sinema endüstrisi ile olan ilişkileri üzerine kısa bir yazı yazmıştım.Sürecin Zack Snyder'in X-Men'i ile ne kadar değiştiğinden de bahsetmiştim.Bu yazıyı okumaya başlamadan önce oraya bir göz atmanızı tavsiye ederim.

Çizgi romanlar ve sinemanın hikayesi çok daha eskidir ama 2000 yapımı X-Men'i ilk büyük hamle olarak alırsak 12 yıldır bu sektörde yaşanan herşey bugüne, The Avengers'a hazırlıktı sadece.Marvel Comics'in 2000'li yılların başında ismini ve yönetim modelini değiştirmesi bugünün ilk habercisiydi.Yanılıyorsam affola yeni logolarını ilk kez 2002 yapımı Sam Raimi'nin Spider-Man'inde görmüştük sinema seyircisi olarak.10 yıl önce pek mümkün görünmese de yeterince hayalperest insanların toplandığı forumlarda ve arkadaş sohbetlerinde Avengers'ın filmi yapılsa ne kadar güzel olabileceği üzerine konuşulmaya başlanıyordu ilk kez...

2006 yılına kadar çekilen bütün Marvel ile ilişkili filmlerde bu yeni logo ve Marvel'ın manevi babası Stan Lee kendilerine birer rol buldular.Tabi beraberlerinde FOX,Sony,Paramount ve birçok farklı stüdyoda boy gösteriyordu.Fakat yeni Marvel'ın büyük oyunu bu değildi.Sinema sektörü çok daha büyük rakamlar vaat ediyordu ve zaten kendilerine ait olanı neden başkalarıyla paylaşsınlardı ki?

2006 yılının başlarında Marvel Studios büyük bombayı patlattı ve Iron Man'i bağımsız olarak çekeceklerini duyurdu.Tabi bu kararı almalarının yegane sebebi içlerindeki bitmek tükenmek bilmeyen Iron Man sevgisi değildi.Telif haklarını başka stüdyolarla paylaşmadıkları ve adı sorulduğunda insanların tanıyacağı en büyük süper kahramanlarıydı Iron Man ve Tony Stark.

2008 yılında Iron Man'i yayınladılar ve film kimsenin beklemediği bir başarı yakaladı.Yönetmen Jon Favreu ve tabi ki başrol oyuncusu Robert Downey Jr. mucizeler yaratmışlardı.Kendisine yakın tarihli sayılabilecek 4 büyük filmin (Superman Returns, Batman Begins, X-Men The Last Stand ve Spider-Man 3) rüyalarında bile göremeyeceği rakamlar yakaladı Iron Man.Bütün kazancını da Marvel'ın kasasına koydu.Tam daha iyisi olamaz derken sadece 1 ay sonra Chris Nolan'ın The Dark Knight'ı geldi sinemalara.Dünya,güneş sistemi,samanyolu ve geri kalan tüm alternatif evrenlerimiz bir daha asla eskisi gibi olmadı.

2009 yılında işler tıkırında gibi görünüyordu herkes için ancak Marvel'ın yaz aylarında yaptığı bir açıklama herkesi dehşete düşürdü.Disney tam 4.000.000.000 (yazıyla dört milyar) dolara Marvel'ı satın aldı.İnsanlar Mickey Mouse ve Spider-Man'in karşılaşacağı çizgi romanlarla dalga geçmeye başlamışlardı ki, Marvel'ın büyük planının herkesin hayal ettiğinden çok daha büyük bir plan olduğu ortaya çıktı.Neyse ki Donald Duck ve Thor asla karşılaşmayacaklardı...

Aynı yılın sonlarında Marvel cephesinde haber üstüne haber patladı.Birinci etap olarak başka firmalardan geri alabildikleri tüm Marvel ürünlerini piyasadan kaldırtarak başladılar.MTV'nin Spider-Man animasyonu ve Spectacular Spider-Man Disney'in Marvel'ının tarihe gömdüğü ilk ürünler oldular.

Takibinde Captain America, Iron Man 2 ve Thor üzerine çalışmaya başladıklarını ve bu filmlerin ardından The Avengers'ın çekimlerine başlayacaklarını söylediler.Iron Man 2, Thor ve Captain America'nın potansiyellerinin zirvesine ulaşan filmler olup olmadıkları sorgulanabilir ancak daha büyük bir olayın parçası oldukları kesindi...

Önümüzdeki haftasonu Marvel'ın son 12 yılının ürünü The Avengers yayınlanacak ve süper kahramanların dünyası asla eskisi gibi olmayacak.Peki bundan sonra bizi neler bekliyor?


3 Nisan 2012 Salı

En unutulmaz 10 oyun silahı.

Listeyi hazırlarken tek bir kural geçerliydi.O da seçeceğim silahların sadece gerçek hayatta ve/veya oyun evreninde varolması gerektiği kuralı.Bu durum süper kahramanlara özel alet edevatları ve ışın kılıçlarını direkt olarak liste dışı bırakıyor haliyle.

Poke toplarının listede yer bulmasının yegane sebebi Nintendo'nun bu topları çizgi film için değil oyun için yaratmış olması.Pokemon'lar aşırı sevinince kendi çizgi filmlerine kavuşmaları Nintendo'nun suçu değil.

Gravity Gun listeye ilk numaradan girmeyi hak ediyordu aslında.Ancak yaratılış itibariyle portal gun ile büyük benzerlik gösterdiğinden insiyatif kullanıp liste dışı bıraktım.




10 - SC20K (Splinter Cell)


En iyi 10 oyun silahı diye başlık atınca kurşun sıkmaya yarayan konvansiyonel silahlardan kaçmak imkansız.Splinter Cell ve Sam Fisher, Counter-Strike ve Quake gibi oyunlar tarafından sallanan bir piyasada hak ettiği ilgiyi asla göremedi ancak es kaza bu oyuna kapılan benim gibi garibanlar SC20K'nın biçer,çırpar,döver,karıştırır,ne iş olsa yapar abi özelliğini asla unutamadılar.Keşke her daim böyle bir alet bulunsa elimizin altında.



9 - AW-M/P (Counter Strike)


Konvansiyonel silahlar demişken...biz oyunseverler çok silah kullandık kariyerimiz boyunca ancak AWP'nin yeri başkadır hepimizde.Haritanın neresinde olursanız olun sesini duyduğunuz an saklanacak delik aramaya başladığınız tek silahtır oyun tarihinde.

İyi hesaplanmış bir atışla iki rakibi tek kurşunda yere sermekten tutun, bacağa nişanlanan bir atışın ardından hunhar bıçak darbelerine kurban gitmeye kadar değişen sonuçları vardı AWP kullanmanın.FPS oyunları çaptan düşmeye, Counter Strike unutulmaya başladı ancak bu canavarın sesi hala birçoğumuzun kulaklarında yankılanmaya ve can barlarımızı kontrol ettirmeye devam ediyor.

8 - Pokeball (Pokemon)


Tamam, tam anlamıyla bir silah sayılmaz ancak içerisinden çıkacak yaratık her zaman o sarı sıçan kadar dost canlısı olmayabilir bu topların.

2000'lerin başında çocuk/ergen/liseli sıfatı taşıyan hemen hemen herkesin rüyalarının bir kısmı bu toplardan birine sahip olmaktı.Bizzat kendim güvercinlere taso atıp kendi Pidgey'mi yakalama girişiminde bulunmuşumdur zamanında.Tabi başarısız olmuş Gameboy'uma ve emülatörlerime dönmek zorunda kalmıştım.

7 - Portal Gun (Portal)


Siz henüz portal oynamadınız mı yoksa?

Gönlümden kendisini birinci sıraya koymak geçse de kendisine oldukça benzer "relocator" isimli aletin Unreal Tournament tarafından 10 yıl kadar önce kullanılmış olması puanını oldukça düşürüyor ve üst sıralara başka bir "Valve" silahını yerleştirmeme izin veriyor.


6 - Dagger of Time (Prince of Persia)


Seni unutmak mümkün mü? Ubisoft Prince of Persia serisini sil baştan yapmaya karar verdiğinde bu kadar iddialı bir girişim beklemiyordum açıkçası.1001 gece masallarından çıkmış atmosferi tamamlayan nihai araç ise zamanla ve kumlarıyla dalga geçmemize izin veren Dagger of Time'di.

Ubisoft serinin takip eden ve etmeyen oyunlarında bizi hançerimizden mahrum bıraksa da biz zamanın efendisi olarak hep onu hatırladık, hep onu sevdik.

5 - Holy Hand Grenade of Antioch (Worms)


Kabul ediyorum.Listemin 10 sırasını birden Worms silahlarıyla doldurabilirim.Yapmalıydım da belki de.Ancak adalet duygusu önde giden bir adam olduğum için uçan koyunlardan, patlayan muzlara, kör topal nenelere kadar uzayıp giden liste içinden en çok dikkat çekeni seçmeye karar verdim.

Solucanlarınızı asla ama asla direkt atışlara maruz kalacakları bir noktada bırakmayın.



4 - Hidden Blades (Assassin's Creed)


Fazla söze ne hacet.Takribi 5 yıldır en kadim dostumuz en gözden gönülden ırak olanlar.Envanterimizde fazla yer işgal etmeyen bu mütevazı ölüm makineleri gerek Altair'in gerek Ezio'nun hikayelerinde büyük rol oynadılar.Tarihi değiştirdiler.

Tabi ki bizi de...



3 - Crowbar (Half - Life)


Şiddetle kavrulan oyun dünyasında düşmanlarımıza hak ettikleri sonu getirmek için binbir türlü araç gerecimiz oldu, ancak hiçbiri Gordon Freeman'ın levyesi kadar kült olamadı.Büyük ihtimalle asla da olamayacaklar.

Crowbar ftw...





2 - Angry Mob (C&C Generals)


Teknolojinin çığırından çıktığı, savaşın ortalığı kasıp kavurduğu bir evrende en güçlü silahımız orta doğunun böğründen çıkan kızgın kalabalık olabilir miydi? Cevabımız evet.

Ellerinde kalaşnikofları ve molotof kokteylleri ile 9 kişilik gruplar halinde dolaşan kızgın kalabalık, zırhınızın kalınlığına, uçağınızın hızına, silahınızın gücüne bakmadan sizi saniyeler içinde tarumar etmeye hazır ve nazır bir şekilde yürüyor.

Kaiser Chiefs'in Angry Mob'uyla beraber kullanıldığında "hilarious" ötesi bir silah bizim kızgın kalabalık.



1 - Frostmourne (Warcraft 3 / WoW)


One sword to rule them all,
One sword to find them,
One sword to bring them all,
and in the darkness bind them.

Alıntı yanlış kaynaktan alınmış olabilir(!).Ancak Frostmourne'u ve kudretini anlatmanın sanırım başka yolu yok.Frodo ve kardeşliğinin yüzüğü yok etmeyi beceremediği bir alternatif evren hayal edin...Şimdi de yüzüğün yerine bu devasa kılıcı yerleştirin.Sanırım yeterli olmuştur.





21 Mart 2012 Çarşamba

Mass Effect 3


Bioware 2004 yılında (yanılıyor olabilirim) Mass Effect'i yayınladığında nasıl bir çılgınlık yaratacağından büyük ihtimalle kendisi bile haberdar değildi.Üçüncü şahıs kamerasından biraz aksiyon/biraz taktik/biraz rpg içerikli oyunumuzda Shepard abimizin/ablamızın macerasına ortak oluyorduk.Tabi o zaman işlerin bu denli çığırından çıkacağını biz de bilmiyorduk.

Mass Effect 3'ün en büyük silahı daha önceki oyunlardaki karakterimizin macerasını devam ettirme şansına sahip olmamız.Daha önce verdiğimiz tüm kararlar, kurtardığımız tüm karakterler, kaybettiğimiz herkes son maceramızın bir parçası olacaklar.Bazıları kaderimiz değiştirecek, bazılarıyla beklemediğimiz bir noktada yolumuz kesişecek, bazıları ezeli düşmanımız olacak ama en azından orada olacaklar.

EA'in ilk 2 hafta içerisinde oyunu çalıştırmayı reddeden Origin platformunun götürdüklerini görmezden gelebilirseniz (ki gerçekten büyük çaba sarf ettim bunun için...) Mass Effect 3 tam olarak beklediğim oyun.Grafik motoru aynı, fizik kanunları aynı, oyun mekanikleri aynı, kullanabileceğiniz silahlar,zırhlar,güçler,geliştirmeler hatta geminiz bile aynı.Çarpışacağınız düşmanlarda veya yapay zekalarında da bir yenilik yok.

Fakat yenilik isteyen kim ki? Hali hazırda çok sevdiğimiz bir evren, çok sevdiğimiz bir karakterimiz ve bitmemiş bir savaşımız var.Çok ta kurcalayıp güzelliklerini katletmenin bir anlamı yok.

Multiplayer özelliği biraz havada kalmış olsa da, senaryosuyla, oynanışıyla ve verdiği müthiş "kontrol" hissi ile son dönemin en başarılı oyunlarından biri olmuş.Bilimkurgu ile biraz ilgileniyorsanız, sayısız düşmanla amansızca savaşırken bir yandan da evrenin, dünyanın, insanlığın gizemini keşfetmek istiyorsanız Mass Effect 3'ü mutlaka denemelisiniz.

Neydik? Ne olduk? Nereye gidiyoruz? Iron Man



Iron Man (Marvelverse)


Tony Stark konusunda anlatilabilecek cok fazla sey yok aslinda.Kendisini bilmeyen, tanimayan, ezberinde tutmayan kimse kalmadi artik.İnternet'in dehlizlerinde bu bloga ulasabildiyseniz kim oldugundan haberdar oldugunuza eminim.

Iron Man surekli kendini guncelleyip 3 ayda bir kostum degistirdiginden resmi bir cizgi roman kostumu vermek zor.Kendi favorim olan Extremis zirhini sectim Adi Granov'un opulesi ellerinden cikan.

Tony'e gelirsek halet-i ruhiyesi Marvel'in her doneminde farklilik gostermistir.Simarik cocuktan sorumluluk sahibi is adamina.İcine kapanik zor adamdan(Bruce Wayne?) uluslararasi playboy'a, Peter Parker' la kapisabilecek sivrilikte bir dilden, Ghandi ile kapisabilecek kadar az ve oz konusan bilgeye....

Tony'nin kisiligi ve olaylara bakis acisi surekli olarak degisse de kadinlara olan duskunlugu, comertligi ve liderlik vasfi hicbir zaman degismedi.Bugunlerde Avengers'in ve SHİELD'in sahne arkasi yoneticisi rolunu ustleniyor ve yaklasik 60 yildir beceremedigi uzere Pepper Potts'a acilmak icin uygun bir zaman kolluyor.

Iron Man (Ultimateverse)


Ultimate evreninin Tony'si Marvel evreninin Tony'sinden çok farklı değil.Zengin, şımarık, alkolik (7/24 sarhoş diyelim), zeki, çevik ve ahlaksız...

Ultimates kariyeri Black Widow ile yaşadığı aşk ile tanımlanan Ultimate Tony Stark her zaman olduğu gibi gezegenin ve kendi zaman akışının en eğlenceli karakterlerinden biri.

Iron Man (90'lar)


Spider-Man'in 90'lardaki animasyon şovu büyük ilgi toplayınca ikinci sezonu ile beraber geri kalan Marvel karakterleri de birer birer ekranları süslemeye başladılar.Iron Man ve Fantastic Four aynı başarıyı yakalayamayınca birer birer silindiler televizyonlarımızdan.

Bu çizgi filmin Tony Stark'ı o sıralar televizyonlarda pek popüler olan DC'deki kardeşi Batman'in Bruce Wayne'i gibi depresif, mutsuz, platonik aşık bir adamdı ve Tony olmaktan çok uzak bir karakterdi.Bedelini kısa ömürlü kalarak ödedi.Star TV'ye de çok teşekkür etmemiz lazım.Kanal ve seçenek kıtlığında bize Spider-Man'i Iron Man'i ve Fantastic Four'u izlettiği için.

Iron Man (Armored Adventures)


Çizgi romanların tekrar gündeme gelmesi, Robert Downey Junior'ın sinemalarda altın/kırmızı zırhı kuşanması falan filan derken televizyonda da karakterin hortlaması kaçınılmazdı.

2000'lerin çizgi filmlerinin Iron Man'i liseye gidiyor, Pepper'a uyuz oluyor ve Rhodey ile beraber ödev yapıyor.İçki içmiyor, kadınlarla ilgilenmiyor.Zırhı, dersleri ve intikamından ibaret sıradışı bir çocuk işte.

Bu kadar aşağıladığıma bakmayın, haftada bir de olsa 20 dakikamı ayırıyorum bu Tony'e ve arada bir gerçekten zekice yazılmış hikayelerine denk geliyorum.Eğer 12 yaş civarına hitap eden diyaloglara tahammül edebiliyorsanız güzel bir zaman öldürme aracı Armored Adventures.

Iron Man (Anime)


Geçen yıl piyasaya sürülen sıra sıra Anime projelerinden dönemin ikinci en popüler kahramanının  da nasibini alması kaçınılmazdı.Mechanime seven bir genç olarak atladım tabi ki üstüne ama sıradan senaryosu ve kaçınılmaz olan Çin/Japon temasından tiksinti gelince 30 dakikada bıraktım.

Benden daha çok anime seviyorsanız, ya da Iron Man'e olan sevginiz benden büyükse (ki büyük ihtimal öyledir) tavsiye edilebilir.







Iron Man (Movieverse)


Fazla söze ne hacet.Dünyanın en zengin, en kendini beğenmiş adamını süper kahraman yapmaya karar verirseniz bir de zırhının içine Robert Downey Jr.'ı sıkıştırırsanız kelimeleri kifayetsiz bırakırsınız.

Artık Tony Stark'ı ve altın/kırmızı zırhını hepimiz tanıyoruz, hepimiz seviyoruz , önümüzdeki yaz kendisi tarafından bol bol taciz edileceğiz.Çocukların sırt çantalarında, mataralarında boy boy fotoğrafları olacak.Billboard'ları süsleyecek, gazeteleri işgal edecek, herkes onu konuşacak.

Avengers daha kalabalık bir ekip olabilir ama biz onu izlemek için gidiyoruz sinema salonuna.Marvel da bu durumun farkında ve fragmanlardan da anlaşılacağı üzere Avengers değil de Iron Man ve saz arkadaşları kıvamında bir film hazırlıyorlar bize.

Önümüzdeki yazın süper kahramanlarına Avengers'tan devam edeceğiz.Esas oğlanları şimdiden sömürmüş olsak ta yan karakterlerden de bol bol malzeme üreteceğimize eminim.


16 Mart 2012 Cuma

Neydik? Ne olduk? Nereye gidiyoruz? The Hulk

The Hulk (Marvelverse)


Hulk hepimizin az çok tanıdığı bildiği yeşil dev.Marvel'ın Dr.Jekyll ve Hyde yorumu.Senin benim gibi sıradan(!) bir bilim adamıyken yaptığı bol radyasyonlu bir deney ters gidince hayatı da ters gitmeye başlayan Bruce Banner'ın hikayesi The Hulk.Yani eskiden öyleydi en azından.

Bu sıralar Marvel evreninde Bruce Banner'ın esamesi bile okunmuyor hatta Hulk abimiz de yeşil değil kırmızı.Fakat Hulk'luğundan pek bir şey kaybetmemiş durumda keza darlanınca önüne geleni kötekliyor yine.

Ultimate Hulk (Ultimateverse)


Geri kalan tüm Ultimate karakterleri gibi Bruce Banner da orjinalinin arızalı bir versiyonu.Captain America'yı yaratan serumu tekrar yaratmak için bizzat Nick Fury tarafından görevlendirilen Bruce Banner ezik, kişiliksiz, çelimsiz, çirkin mi çirkin bir bilim adamı.Platonik aşkı The Wasp'ı sırasıyla Hank Pym ve Steve Rogers götürünce iyice kafayı yiyor ve tamamlanmamış serumu kendi üzerinde denemeye karar veriyor.Sonuçlar beklendiği üzere yeni nesil süper askerleri değil The Hulk'u doğuruyor.

Ezik, kişiliksiz, kifayetsiz Bruce Banner içindeki canavarı kontrol altına almayı beceremeyince istemsiz olarak(!) Manhattan'ı kırıp geçiyor.Yüzlerce New York'lunun katili oluyor ve Ultimates ahalisi tarafından durduruluyor.

Takip eden hikaye pek bir keyifli olduğundan yine spoiler vermemek için susmayı tercih ediyor ve Ultimates'ı okumanızı tekrar tavsiye ediyorum.Şiddetle.

*** Ufak bir düzeltme : Kafada çok şey olunca gerçek mevzuyu unutmuşum.Yazıyı yayınladıktan sonra hatırladım.Bruce Banner'ın tek aşkı Betty Ultimate evreninde gazeteci.Bruce laboratuvarda sabahlarken Betty bizim bildiğimiz James Franco ile akşam yemeğine çıkınca darlanıyor ve serumu deniyordu.***

Bana Hulk (Ang Lee)


Yönetmen koltuğuna Ang Lee oturunca Eric Bana'nın Bruce Banner'ı The Hulk'tan ziyade Shrek olup çıkıyor.

Her zamanki talihsiz kazayı yaşayan Bruce Banner'ın Ang Lee yorumu etrafına öfke kusmak yerine kendini budizme vermeye, huzur aramaya, şehrin harala gürelesinden kaçmaya karar veriyor ancak aşık olduğu kadın Jennifer Connely'nin babası genelkurmay başkanı, kızının yeşil bir dev tarafından tokmaklanmasını sindiremeyince Amerika boyunca köşe bucak kovalamaya başlıyor zavallı Banner'ı.Hem de bütün Amerikan ordusu ile beraber.

Bu denli şiddet dolu bir karakteri bu kadar sakince, güzelce ve sevilebilir bir şekilde perdeye yansıtmayı başaran Ang Lee'ye borcumuz büyük.Eğer daha önce izlemediyseniz yine şiddetle tavsiye ediyorum.

Norton Hulk (Louis Letterrier)


Iron Man ile başlayan "Continuity" furyasının ikinci filmi The Hulk çok afedersiniz ama resmen sadece bardaki final sahnesi çekilebilsin diye çekilmiş bir film.Bunu izleyeceğinize açın youtube'dan o sahneyi izleyin, yeridir.


Hulk'un orjin hikayesini es geçen filmin Ang Lee'nin filminin devamı sayılıp sayılmadığı bilinmiyor keza cast'ta bir önceki filmden de kimsecikler yok.Edward Norton'da Eric Bana'nın karizması, Liv Tyler'da Jennifer Connely'nin oyunculuğu yok.Hulk'un da adam akıllı bir senaryosu yok zaten.Şiddetle uzak durmanızı tavsiye edebilirim bu filmden.İlle izlemek isterseniz size engel olamam tabi ki...


Marvel da bana katılıyor olacak ki Avengers kadrosunda Liv Tyler veya Edward Norton yok.Hatta ve hatta yeni Bruce Banner'ımız Marc Ruffalo'nun  fragman sahneleri gayet başarılılar ve Louis Letterier'in katlettiği herşeyi geri kazanma şansımız da var.


BONUS


 The Hulk (TV)

Böyle bir acı gerçekte var tabi ki.Yaşımız tutmadığından biz izleyemedik.Bizden öncekiler de mahallede sadece bir televizyon olduğundan izleyemediler.Hadi onların imkanı olsa TRT yayınlamadğından izleyemediler.

İsabet olmuş :)

Dünyayı Kurtaran Adam'a laf eden pek entellektüel arkadaşlarımıza da selam olsun.

14 Mart 2012 Çarşamba

Mass Effect 3


Korsana karşıyım.Cüzdanımda koca bir delik yoksa yeni oynayacağım oyunu satın almayı tercih ediyorum.Pek güvendiğim Bioware'in Mass Effect 3 cebimi yakmayı hak edecek düşüncesi içindeydim ve gittim satın aldım.

Sorun Bioware'de değil tabi.Electronic Arts'a bulaşan her firma gibi onlar da kirleniyor ister istemez.

EA'in pek sevgili oyun dağıtım platformu Origin elimdeki fiziksel kopyayı kullanmamıza izin vermiyor ve kendisi aracılığıyla hali hazırda elimizde olan dosyaları yeniden indirmeye zorluyor.Zaman, kota vesaire vesaire her birşeyden kayıp.Beraberinde Bioware'in de karizmasını yerle bir ediyor.

Şu an livechat'te bir EA yetkilisi ile görüşüyorum bu sorun ile ilgili bana sunacağı çözüm bundan sonra Reloaded, Skidrow gibi güzide insanlarla olan ilişkimin nasıl gelişeceğini belirleyecek.

Neydik? Ne olduk? Nereye Gidiyoruz? Thor

Captain America gelmiş geçmiş tüm süper kahraman klişelerinin bedene gelmiş hali olunca üzerine yazılabilecek enteresan cümlelerin sayısı azalıyor doğal olarak.Aylardır tek kelime yazmamış olmanın verdiği antremansızlıkla birleşince biraz sıradan bir blog yazısı oldu.Buradan sonra işler değişecek diye ümit ediyorum.

Buyurun, göklerin sahibini tanıyalım biraz da...



Thor (Marvelverse)


İskandinav mitolojisinden Amerikan popüler kültürüne son derece başarılı bir şekilde transfer edilmiş bir karakter Thor.Odin'in oğlu, göklerin tanrısı, Asgard'ın prensi...

Marvel'ın planı ilk etapta sadece Thor'u kadroya eklemekken karakter o kadar sevildi ki, ister istemez diğer Tanrı'lar da yavaş yavaş hikayeye dahil edilmek zorunda kaldı.Kötü mü oldu? Tabi ki hayır.

Thor'un Marvel kariyeri oldukça inişli çıkışlı ve bu kısa ve öz olması gereken yazıya pek uygun değil ancak özet geçince ;

Asgard'dan kovulan şımarık prens Dünya'ya düşüyor.Mjolnir'i eline almayı tekrar hak ediyor.Asgard'a geri dönüyor.Sevdiği kadın için Asgard'daki tahtından vazgeçiyor ve dünyada kalmaya karar veriyor.Avengers'a katılıyor ve hikaye sürüp gidiyor...

50 yıllık Marvel geçmişi boyunca Mjolnir'in ve Thor'un gücünün sahipleri bir çok kez değişiyor.Bazen iyi niyetli yabancılar, bazen tanrı olmayı hak eden yabancılar, bazen eski Thor'ların klonları, bir kez de Asgard ve Dünya'dan gelmeyen bir yabancı (Beta Ray Bill) tarafından gururla taşınıyor Mjolnir.Bu süreçte değişmeyen tek şey Thor'un dürüst, bilge ve mümkün mertebe kavga etmekten uzak durmak isteyeceğiniz bir karakter olduğu gerçeği...

Bugünlerde Thor'un işi biraz zor.Loki'nin son çılgınlığı Asgard'ı ve içinde yaşayan tüm Tanrı'ları yok etti.Thor hala Avengers'ın as kartlarından biri ancak kafasının içinde eski dostlarının ve kardeşinin sesleri ile yaşamak zorunda ve çok iyi bir iş çıkardığını söyleyemem.




Thor (Ultimateverse)


Ultimate Thor kanımca Ultimate evreninin Ultimate Spider-Man'den sonraki en renkli karakteri.Warren Ellis bir kez daha mucizeler yaratıyor onu yazarken.Thor'un 2010 versiyonu görkemli bir Tanrı'dan ziyade tüm dünya tarafından sorgulanan bir adam.

Gerçekten gökten zembille inmiş üstün bir varlık mı? Süper güçleri olan delinin teki mi? Mutant mı? İsviçre'li bilim adamlarının yarattığı bir süper silah mı? Gerçekten doğruluk için mi savaşıyor? Hippinin teki mi yoksa? Bütün bu soruların cevaplarını Ultimates ve Ultimates 2'nin sayfalarında bulabilirsiniz.Olur da ilginizi çekerse diye size cevapları ben vermeyeceğim.Fakat okuyacağınız hikayeden büyük zevk alacağınızı garanti edebilirim.

Günümüzün Thor'u Wall Street göstericileri ile beraber polisin üstüne yürüyor, Tony Stark'ın Margarita'sına fıçılarca bira içerek eşlik ediyor, George Bush'un çağrısına kıçını açarak cevap veriyor, sevdiği kadına Asgard'ın kraliçesi olmayı vaat ediyor ve görkeminden şüphe duyanları küle çevirmekten çekinmiyor.

Onun da maceraları bu sıralar New Ultimates'la devam ediyor.Fakat benim için değil.




Thor (Movieverse)


Thor sıradan bir filmdi.Bu konuda baştan anlaşalım.Asla X-Men First Class veya The Dark Knight ile aynı muhabbetlerde anılmayacak.Ancak bir şeyi daha kabul etmeliyiz...

Thor, şımarık bir prensin sürgüne gönderilip ünvanını geri kazanmak için harcadığı çaba üzerine yazılmış son derece sıcak bir filmdi.Sıcak garip bir kelime oldu ama Natalie Portman'ın içinde olduğu herhangi bir proje için abartı bir kelime olamayacağı kanısındayım.

Captain America'nın aksine Thor kendisine oldukça fazla "screen time" buluyor film boyunca ve Avengers'ta nasıl bir karakterle muhattap olacağımızın sinyallerini veriyor.Potansiyelini yeni yeni keşfetmeye başlayan bu genç savaşçı/prens/tanrı bu yaz beyaz perdeyi süsleyen en eğlenceli karakterlerden biri olmak üzere.

Eh, madem Avengers'ın as kartlarından gidiyoruz Iron Man'den önce Hulk'tan bahsedip heyecanı biraz arttırmak lazım.Stay tuned.